25 Mart 2016 Cuma

“Her yazı bir mektuptur.”

Sabahattin Gencal


Merhaba,

Bu yazıyı senin için yazıyorum. Sadece bu yazıyı mı? Bundan böyle hep senin için yazacağım.
Seni tanımıyorum ki… Cinsiyetini, ırkını, dinini, dilini, yaşını, öğrenim durumunu, nerelerde yaşadığını,mevkini, statünü, görüşlerini, duygularını… amma uzattım kısaca hiçbir özelliğini bilmeden senin için yazacağım.

Doğrusu böylesi yazıları insanoğlu yazamaz. “Ancak kutsal metinler böylesine yazılabilir.”diyenleriniz olabilir. Onlara “Haklısınız.” demekten başka bir şey diyemem. “Zaten, şimdiye dek okuyucu için yazmıyor muydunuz.”diyenler de çıkabilir. Onlara da “Sen de haklısın.”diyorum.

Muhtemeldir ki, “Sen de haklısın, sen de haklısın.”sözleri Nasreddin Hocayı hatırlatmıştır size. Nasreddin Hoca bir halk bilgesi olduğu kadar, dünya çapında gerçekleri mizahla öğretebilen bir kişi. Ben mizahın bir kültür ölçütü olduğunu biliyorum; ama mizah yeteneğim hiç mi hiç yok. Öğretmen olmasına öğretmeniz; ama bilgelik aramayın bende.

Kafanız karıştı mı biraz? Ne demek istiyor bu yazar? diye düşündünüz mü? O zaman biraz daha açıklamam gerekir:

Bazı yazarlar, bazı demeyelim de akıllı yazarlar, işini bilen, para ve itibar kazanmasını bilen yazarlar hedef kitle seçerler. Ve de hedef kitlelerinin nabızlarına göre şerbet verirler. Okuyucular şerbete doyarlar, sarhoş olurlar; hipnoz olanlar da olur.

Benim hedef kitlem yok. Ben kitleye değil sana yazıyorum. Yukarıda yazdıklarımı tekrarlamayayım. Senin kim olduğunu bilmediğim gibi, hiçbir şeyini de bilmiyorum. Aslında bilsem ne çıkar; ben nabza göre şerbet veremem ki… Bilsem ne çıkar; benim kimseden bir beklentim olmaz ki… Bilsem ne çıkar; ben para pul, itibar, şu bu derdinde değilim ki… Uzatmayalım benim hedef kitlem yalnız sensin.

Montaigne, "Her insanda insanlığın tüm halleri vardır."diyor. Eğer bu sözde doğruluk payı varsa bu demektir ki senin şahsında herkese de yazmış oluyorum, bundan böyle de inşallah yazabileceğim.

Bu yazıda kullandığım kelime sayısını bilgisayar tespit ediyor. Tam 1. 372  kelime kullanmışım. Bunlardan birine mutlaka tıklayan olur herhalde. Tıkladığın kelime açılır kafanda ve kendini okursun. Bunca kelimenin her birine tıklanmaz herhalde. Tıklansa var ya bu yazımız kaç ciltlik kitap olur.

Böylesine, önceki yazılarımdan farklı, diğer yazarlardan farklı, edebi ve felsefi metinlerden de farklı bir yazıyı niye tercih ettim. En önemlisi de bundan böyle de aynı biçimde devam edip hep size size yazacağımdan niye söz ediyorum biliyor musunuz? Kısaca açıklayayım:

Vefâkar, cefakâr, fedakâr olan 52 yıl aynı yastığa başkoyduğum sevgilim, arkadaşım, sırdaşım, herşeyim olana eşim 24 Ocak 2016’da vefat etti. İnternet dünyasına eşim soktu beni, benim ilk okuyucum, eleştirmenim, okur temsilcim oldu. Beni daima yazmaya teşvik etti. Onun teşvikleri doğrultusunda arada bir de olsa yazacağım. Ama okur temsilcim olmadığından eskisi gibi yazamayacağım. Bundan böyle daha farklı yazmaya çalışacağım.

Rahmetli eşim, zaman zaman bana derdi ki “Okuyucu seni anlaması için bizzat yanına gidip izah etmen gerek.” Büyük ölçüde haklıydı. Anlatımım kapalı. Hepten açık da olmaz ya biraz daha açabilirim:

Senin için yazacağım derken, senin şahsını yazacağım demek istemediğimi anlamışsınızdır. Sana, genel gündem konularını dolaylı biçimde hatırlatmaya çalışacağım. Dolaylıdan kastım şu:

Asla akıl vermeye, öğretmenlik yapmaya kalkmayacağım. Atasözünü bilirsiniz: “Akılları pazara çıkarmışlar, herkes yine kendi aklını almış.” Benim katkım şu olacak: Sen söylediklerimi ve bundan böyle söyleyeceklerimi yine kendi akıl süzgecinden geçir.

Başlangıç yazımın uzun olduğunun farkındayım. İnşallah bundan böyle daha kısa yazarım. Zamanla daha da, daha da kısa yazarım.

Yazıların sonuç bölümleri var ya, en zoru da bu bölümler. Bir temel konuyu işlemiş olsam ana fikir gibi bir cümle yazardım. Ama daldan dala atladığım için böyle bir cümle ile bitiremiyorum. Gerçi ağaçtan ağaca atlamadık, bir ağacın bir dalından diğerine atladık. Onun için gövdeyi ele alalım.

Değerli okurlarım, sende insanlığın tüm hallerinin bulunabileceğine, en azından insanlığın tüm hallerine ilgi duyabileceğine kuvvetle inandığım için yalnız sana yazacağım. Mektup değil tabii, ama Nurullah Ataç’ın dediği gibi “ Her yazı bir mektuptur.

Selâmlarımı ve iyi gün dileklerimi sunarım. Saygılarımla.

Sabahattin Gencal, Başiskele- Kocaeli   

8 yorum:

  1. Öncelikle başınız sağ olsun. Yaşadığınız tüm anılar size onu hiç unutturmayacağı belli. Onun için yazdığınız yazıları okumaktan çok mutlu olacağız.
    Esen kalın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Başsağlığı dilekleriniz için teşekkür ederim. Dostlar sağ olsun. Hepinizden Allah razı olsun.
      Rahmetli eşimi unutabilmem mümkün değil; ama çocuklarıma söz verdiğim üzere O'nunla ilgili bir anımı yazmayacağım gibi, onları duygulandıracak bir yazı da yazmamaya çalışacağım. Allah'ın takdirine inanan bir kişi olarak O'na daima dua edeceğim.
      Yazdığım yazıları okumaktan mutlu olacağınızı söylemenizden mutluluk duydum. Bir okuyucu, yazı nasıl olursa olsun yazının içinde bir ışık görebilir gibime geliyor.
      Sizlere de esenlikler dilerim. Saygılarımla.

      Sil
  2. Başınız sağ olsun Sabahattin Bey, bunu ne zamandır yazmak istiyordum ama yazacak gücü kendimde bulamıyordum, yazadurunuz, hoşça kalın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Başsağlığı dilekleriniz için teşekkür ederim. Dostlar sağ olsun. Allah razı olsun.
      İnşallah, arada bir de olsa yazmaya çalışacağım.
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil
  3. Merhabalar Sabahattin Hocam.
    "Her yazı bir mektuptur" başlığınız, aslında çok doğru konulmuş bir başlık olmuş. Ben de aynı düşüncede olduğum için blog sayfamın adını "Değirmenden Mektup Var" koymuştum. Evet paylaştığımız her şey bir mektuptur aslında.

    Sayın hocam. Klavyenin başına geçtiğiniz de aklınıza estiği gibi ve içinizden geldiği gibi yazın. Konudan konuya atlayabilirsiniz, hiç önemli değil. Çünkü yazının son parağrafı duygu ve düşünceleri bir araya getirecektir.

    Ben sizi takip ederken, hangi blog sayfanız üzerinden sizi takip etmeliyim diye size bir soru yöneltmek istiyorum. Size göre en gözde olan blog sayfanız hangisi ise, ben o sayfanızdan size ulaşmaya çalışacağım.
    Mektubunuz çok güzeldi. Kaleminize ve yüreğinize sağlık ve mutluluklar dilerim.
    Selam ve dualarımla birlikte Allah'a emanet olun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Söylediğiniz, tavsiye ettiğiniz gibi aklıma estiği gibi, içimden geldiği gibi yazıyorum; başka deyişle ben oyalanıyorum. Bir taraftan da okuyucuyu da oyalamaya hakkım yok gibime geliyor. Onun için orta bir yol bulmaya çalışacağım inşallah.
      Bildiğiniz gibi yazdığım bir çok blog var. Hepsine de ayrı ayrı yazı yayınlıyorum; ancak eşimin ölümü ile ilgili yazıyı üç blogda da aynen yayınladım.
      "Damla"'nın okuyucu bir hayli fazla olmasına rağmen geç açılması yanı teknik zorluklar yüzünden orada yazmıyorum. "Sabahattin'in Okuma Odası" da tutunan sitelerden; ancak o site de fazla yüklü, onun için orada daha az yazacağım. "Kur'an Öğreniyorum Sitesi"nin okuyucusu çok az; ama okuyucu azlığına bakmadan on günde bir de olsa yazacağım.Diğer sitelerime gerektiği zamanlar uğrayacağım.
      "Umut" sitesi okuyucu sayısı bakımından üçüncü sırada olmasına rağmen inşallah bu sitede daha çok yazmayı deneyeceğim.
      Dikkat ederseniz okuyucu sayısından söz ettim. "Gözde site" demedim. Şimdiye kadar gözde olamadık, bundan sonra mı olacağız.
      Beni takip etmek istemenizden de memnun oldum. Sizin gibi arkadaşların yorumları bana güç verir.
      Çalışmalarınızda başarılar ve hayırlı günler dileğiyle...

      Sil
  4. Öncelikle size başsağlığı dileyerek yorumuma başladım.
    Bir insanın hayat arkadaşını kaybetmesi, Nasrettin Hocamızın dediği gibi küçük kıyamettir.
    Nasrettin Hocaya bir adam soru sorar.
    "-Hocam, KIYAMET ne zaman kopacak"
    Hoca:
    "-Hanımın ölürse, küçük kıyamet, sen ölürsen büyük kıyamet" der.
    Başınız sağolsun. Allah sabırlar versin.
    Yazınıza gelince evet tabii bu yazı bize yazıldı. Çünkü az önce okudum.
    Yazmaya devam ederseniz çok memnun olacağız.
    Başarılar dileriz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Başsağlığı dilekleriniz için teşekkür ederim. Dostlar sağ olsun. Allah razı olsun.
      Arada bir de olsa yazmaya çalışacağım.
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil