27 Mart 2016 Pazar

HEEY HEEY



Sabahattin Gencal
Bir cümle biçimindeki “Sakalımız yok ki lâfımız / sözümüz dinlensin. deyiminin anlamını internetten senin için araştırıp yazdım. Biliyorsan geç, bilmiyorsan istersen oku.
  • Yaşım küçük olduğu için beni dinlemiyorlar veya bir toplulukta yetkili olmadığım için benim sözüm geçmiyor.(1)

  • Herhangi bir konu hakkında sözünün dinlenmemesinin, hali hazırdaki konumundan kaynaklandığını düşünen kişinin dinlemeyenlere karşı söylediği kinayeli bir sözdür.(2 )  

  • Özellikle kadınlar ve genç erkekler tarafından kullanılan söz öbeğidir.  Bunun kökeninde sözü dinlenilen kişilerin genellikle sakallı olmasıdır. Sakal Osmanlı sarayında dahi bir üstünlük belirtisidir. Herkesin sakal bırakmasına izin verilmez. (Osmanlı sarayında çoğu devlet yetkilisinin saç sakal tipleri belirlenmiştir. Hatta bazı rütbeler bu saç-sakal-bıyık şekliyle anılırlar. "zülüflü baltacılar" gibi) özellikle köyün büyüğü, köyün imam gibi insanların sakallı olması ve bu insanların sözlerinin sorgulanmadan kabul edilmesi diğer insanlar tarafından kıskançlıkla karşılanmıştır.

  • Lakin özellikle günümüz Türkiye’sinde sakalın hiç bir hükmü yoktur. Bende mevcut bulunan sakalın hiç bir işe yaramaması bunun en bariz örneğidir. Bu söz söylendiğinde sakallı kişinin "bende var da ne oluyor? Benimki de dinlenmiyor ki!" diye tepki vermesi adettendir. (3)


Şimdi diyeceksin ki: “Türkiye’mizin gündeminde bunca konu varken bu deyimi yazmanın sırası mıydı?  

Bu deyimi yazmamın tam sırası.  Niçin mi?

Bundan önce, yaşını başını almış biri olmama rağmen sakalım olmadığı için daha doğrusu önemli ve yetkili bir mevkide olmadığımdan sözüm dinlenmiyordu.  Şimdi sakal bırakmış bulunuyorum. 

Başkaları diyecek ki şeyde de sakal var. Senin öyle demeyip dinleyeceğini az çok tahmin ediyorum. Yanılmışsam geç, yanılmamışsam okumaya devam et.

Biraz değişik yazıyorum değil mi? Daha önce de belirtmiştim. 24 Ocak 2016’dan sonraki değişiklikleri mazur görün.

Değerli okuyucum,

Yaygın bir atasözü var: “Araba devrilince (teker kırılınca) yol gösteren çok olur.” Bunun anlamını biliyorsan sonraki paragrafı geç, bilmiyorsan bir zahmet okuyuver:

İnsanları, henüz işin başındayken, başlarına kötü bir sonuç gelmeden önce uyarmalıdır. Tehlikeyi daha önce kimse haber veremez de kötü sonuç ortaya çıktıktan, iş işten geçtikten sonra şöyle bir yol tutmalıydın, böyle davranmamalıydın diye, akıl satar, bilgiçlik ve feraset gösterisi yaparlar.”(4)

Şimdi, etraflı düşünerek ve bütün içtenliğinle kendi kendine cevap ver: Türkiye arabasının tekerlekleri ne durumda.  Araba devriliyor demeyi içime yediremiyorum da teker meker diyorum. Bana cevap yazma; ne olur ne olmaz, şu derler bu derler, hakaret sayarlar. Beni tanıyanlar bilir: Değil insanlara Allah'ın hiçbir yaratığına hakaret etmem, edemem. İnşallah sen de öylesindir. Yalnız kendi aklını kullanarak karar ver.

Şimdi gelelim asıl konuya. Öyle ya bunca girişi boşuna mı yaptık:

Beni senden başka dinleyen yok. Bari sen, “Böyle yapmamalıydın, şöyle yapmamalıydın diye akıl satan, bilgiçlik yapanlara da; bu durumu öngörüsüzlükten, beceriksizlikten, biraz da kasıtlı davranarak, insanlarımızı uyutarak, hipnoz ederek yaratanlara da “YETER, SÖZ MİLLETİN ! ” diyebilecek misin. Yoksa “Bana dokunmayan…” Yok, yok yılanın başı göründü, bize doğru geliyor. Onun için "bin yaşasın" demeyeceğiz değil mi?

Şimdi diyeceksiniz ki:

 “Türkiye Cumhuriyeti en bunalımlı dönemini yaşadığı dönemimizde senin düşüncen nedir arkadaş?”

Kendini övmek çok kötüdür biliyorum. Kendini bir şey zannetmek de kötüdür. Alçak gönüllü olmak gerek. Ben bunları biliyorum; ama alçak gönüllülüğün dozunu kaçırdım. Yetkilileri zamanında uyarmadım. Bırakın yetkilileri en yakınlarımı bile iknaya çalışmadım. Yani bu konuda ihmal davrandığımı, çekingen davrandığımı, girişken olmadığımı kabul ediyorum.   Övünmek gibi kabul etmeyin yılların öğretmeni olmam, hukuk fakültesi mezunu olmam, kamu yönetimi uzmanı olmam sıfatıyla uyarı yapmalıydım. (Tabii şimdi de sakallı olmam sıfatıyla uyarıyı yineliyorum.) Ne yaptık sadece bloglarda yazdık.

Durumumuz bu derece vahimleşmeden (2008'de ve 2011'de),  yurdunu, milletini seven bir kişi olarak samimiyetle, bloglarda  bir yazı yazdım. İnanın okuyan da ancak 545 kadar oldu.  Bu yazımı merak etmiyorsan geç, yok merak ediyorsan tıkla. HEEY / GENCAL MASASI (5)  

Tıklatıp okumuşsan ve de beğenmişsen  sadece HEEY demeyecek HEEY HEEY HEEY diye nara atıp “Benden selâm olsun…”diyeceksiniz.

Yanılmışsam kusura bakma, yanılmamışsam öğrendiklerini bir kişiye olsun aktar.

Benden de selâm olsun…

Sabahattin Gencal, Başiskele- Kocaeli
_____________________

2 yorum:

  1. Merhabalar Sabahattin Hocam.
    Kaleminize, emeğinize ve yüreğinize sağlık ve mutluluklar dilerim. Gerçekten çok güzel bir yazı dizini olmuş. İnşAllah sözünüz tutulur. Nasreddin Hocamızın hesabı, aslında bir de testi kırılmadan önce bir tokat da atmak lazım diyorum. Çünkü testi kırıldıktan sonra konuşan da çok oluyor.
    Selam ve dualarımla birlikte en Güzel'e emanet olun. Hocam sakal size çok yakışmış, kesmeyin. Hayırlı ve sözü tutulan sakallar olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim.
      "Testi kırılmadan önce..." hatırlatmanız güzel oldu.
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil