1 Eylül 2015 Salı

Yazmamak ya da Yazamamak

         
          Bloger arkadaşım şair ve yazar Sayın Recep Altun Bey, sağ olsunlar birkaç defa aradı;   hal hatır sordu ve  “Artık pek sesinizi duyamıyoruz. Bunun sebebini hayra yorumluyorum.” dedi.
Her şeyde bir hayır vardır. İnşallah arkadaşımın araması da hayırlı olacak, açık deyişle en azından aklımdan geçenleri yazmama vesile olacak  


          Türkiye Cumhuriyeti, yirmi birinci yüzyılın ilk çeyreğinde adım adım kaosa yaklaşmaktadır. Başta hukuk, eğitim, ekonomi ve yönetim olmak üzere tüm alanlarda çürüme görülmekte; Cumhuriyet dönemindeki kazanımlarımız, kasıtlı olarak yozlaştırılmakta, değerlerimiz yine kasıtlı olarak unutturulmaktadır. Üstelik “güven” de kalmadı. Nerdeyse umutlarımız da tükendi tükenecek...

          Türkiye Cumhuriyetini içinde bulunduğu bu duruma düşürenler hakkında söylenecek o kadar  söz var ki... “Söylenecek sözün çokluğu bazen insanı dilsiz bırakır.”diyor Burcu Coşkun. Benim bu aralar dilsiz kalmamın nedenini bu mudur acaba?

          Böyle böyle deyip vebalden kurtulamayacağımızı da bilmiyor değilim. Ama nereden başlayacağımı, nasıl başlayacağımı da bilemiyorum. En iyisi, bugün birkaç alıntıyla yetinelim:

          “Kimseyi kırmayayım diyorum, bir de bakıyorum kendim paramparçayım!” diyen İlhan Berk gibi paramparça olarak internet dünyasından alıntılar sunacağım:

           “... Bu adam yüksek mevkiden bir adamdır. Şimdi ben bunun yanında konuşursam, bunlara karşı konuşursam işimden, aşımdan, başımdan, rahatımdan olurum... Kafamı keserler, hapse tıkarlar...”

          Öyle şey yok! Hak sözü söyleyecek insan... Hakkı söyleyecek. Hak neredeyse hakkın yanına gidecek. Firavun’un karşısında olsa, Musa aleyhisselam gibi hakkı söyleyecek. Nemrut’un karşısında olsa, İbrahim aleyhisselam gibi hakkı söyleyecek. Zalimin karşısında olsa, kellesi gidecek bile olsa hakkı söyleyecek.

         “Sen yanlış yapıyorsun, işin doğrusu bu değildir, şudur!” diyecek.

            En büyük cihat bu!

            Birisine yanlışından dolayı alkış tutmayacak. Yanlış sözü söyleyenin, yanlış işi yapanın yardakçısı, şakşakçısı, dalkavuğu olmayacak. Bu da çok önemli... Yani hakkı söylemek, hem de korkmadan, cesaretle söylemek...

           Yaptırım gücü varsa da yaptırmak lazım! Gücü yeterse kötülüğü fiilen engelleyecek, gücü yetmezse sadece nasihat olarak söyleyecek, ona da gücü yetmiyorsa hiç olmazsa içinden;

        “Yâ Rabbi! Ben bunların karşısında bir şey yapamadım. Sen beni affet!” diye dua edecek. Ötekisinin iflâh olmasına dua edecek, Allah’ın kendisini cezaya çarptırmamasına dua edecek. Bu da önemli...
           ...
         Susmak da insana vebal yükler. Allah “Niye sustun?” diye cezalandırır. Hadîs-i şerîf var, Peygamber Efendimiz buyuruyor ki;

           “Hakkı söylemek zamanında susan, dilsiz şeytan durumuna düşer, şeytan gibi muamele görür.”[i]

          *
            Bu günler ağzı olan konuşuyor, klavyenin başına geçen yazıyor; hem de yüksek sesle, daha doğrusu bağırıp çağırıyorlar. Bu ortamda konuşmak da, yazmak da zor. Ama zorun meyvesi tatlı olur düşüncesiyle, birkaç alıntı daha vererek yazımıza son verelim, sizin de düşünmenize engel olmayalım.

            “Sesini değil, sözünü yükseltmeli insan. Çünkü gök gürültüleri değil, yağmurlardır yaprakları yaşartan.” (Mevlana Celaleddin-i Rumi)

            “En zoru da; Yüreğinde söyleyemediğin sözlerin kalmasıdır.” (Elif Şafak)

           Zor günleri atlatabilmek dileğiyle.

              Sabahattin Gencal, Başiskele-Kocaeli


[i] (M. Es'ad Coşan, Susmak da İnsana Vebal Yükler,  http://mecmerkezi.org/makale/73/makale.aspx)

2 yorum:

  1. Merhabalar Sabahattin Hocam.

    Önemli olan sizi blog sayfanızın başında görmekti. Ve sizi blog sayfanızın başında gördüğüme çok memnun oldum. Sayın hocam, şu aralar tüm medyaya baskı var. Belki, bizler bile izleniyoruz. Ama hiç önemli değil. Biz sadece doğrudan, haktan ve hukuktan yanayız. Yanlışı yapanlar belli. Onlar kendilerini çok iyi biliyorlar ve çıkarları uğruna bu güzelim ülkeyi kahraman ve necip Türk milletiyle birlikte bir felakete sürüklüyorlar. İnceldiği yerden kırılsın be hocam. Boynumuz kıldan incedir.

    Allah'ın selamı, selameti, rahmeti, bereketi, ihsanı, ikramı ve mağfireti üzerinize olsun inşAllah!

    Selam ve dualarımla.

    YanıtlaSil
  2. Merhaba,
    Ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim.
    Sizleri bir blog arkadaşından öte bir dost olarak tanıdım. Sağlığımı merak etmeniz beni duygulandırdı, ziyadesiyle memnun etti.
    Hamd olsun iyiyim, sizlerin de sağlıklı ve mutlu olmanızı Allah'tan dilerim.
    tabii, içinden geçmekte olduğumuz bunalımlı günlerde mutlu olabilmek güç.
    Yurdumuzun durumu ile ilgilenmeyen, ulusumuzun dertleriyle dertlenmeyen insan mı olur.
    Yorumunuzda işaret ettiğiniz gibi, daima doğrudan, Hak'tan, hukuktan yana olalım.
    Selam ve dualarımla.

    YanıtlaSil