17 Şubat 2015 Salı

TBMM Kalbimizdir, Millet vekillerimiz de kalbimizdedir




          Millet vekilliği çok onurlu ve kutsal bir görevdir, bir o kadar da sorumluluk gerektiren bir görevdir.

          Görevlerinin onuru ve kutsallığının bilincinde olan ve sorumluluklarının gereğini yapabilecekleri seçmek de milletin onurlu ve kutsal görevidir.

          Kutsal kavramını kullanmak ne derece doğru oldu bilemiyorum. Başka bir kelime bulamadım.           
          Allah'ın, cüzi irade bağışlayarak halife olarak yarattığı insanın kaderini etkileyebilecek seçme ve seçilme için başka ne yazabilirdim.

          Sözünü ettiğimiz onurluluk ve kutsallık her türlü maddi menfaatin üstündedir. İstisnalar hariç, her millet vekilinin bu bilinç içinde davranacaklarını umuyorum. Ummanın ötesinde milletvekillerine güveniyorum. Gerçi, çeşitli fırsatlar yaratıp, her ortamda TBMM’ne güveni sarsmaya, milletvekillerini sanki başkalarının kuklası gibi göstermeye çalışanlar olmuyor değil; ama benim vekillerim bu tuzağa düşmeyecek kadar bilinçlidirler.

          İnsan eksikli yaratılmıştır. Milletvekilleri de, bilmeyerek eksik ya da yanlış yapabilirler. Bu eksiklikleri sıralamak haddimiz değildir. Haddimizi biliriz; onun için “Sen kim oluyorsun?” falan demeyin. Ben de bir yurttaşım; hem emekli olmama rağmen öğretmenlik alışkanlıklarından kurtulamamış bir sade yurttaşım.

           Ne diyordum? Evet, yapılan ve yapılmaya devam edilen hatalara işaret ediyorum:

·         Türkiye Cumhuriyeti devletine yurttaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür. Hepimiz Türklüğümüzle gurur duymakta iken alt kimlikleri gündeme getirerek 36 alt kimliği dillendirmek, bu konudaki, uyarıları dikkate almayarak bilerek veya bilmeyerek milletimizin parçalanmasına zemin hazırlanması en büyük hatalardan biri olmuştur. Hata dediğime bakmayın bu tek kelimeyle “hainlik”tir.
·         Millet vekili, seçildiği andan itibaren artık tüm milletin vekilidir. Bir bölgeden seçilmiş olabilir; ama O milletin vekilidir. Bir partiden seçilmiş olabilir; ama O milletin vekilidir. Bir grubun ya da kişinin yardımlarıyla seçilmiş olabilir; ama O milletin vekilidir. Söylediklerimiz teoride öyle; ama pratikte öyle mi? Bu duruma öylesine alıştırılıyoruz ki artık parlamenter sisteme güvenimiz yavaş yavaş sarsılmaktadır. Bu az hata mıdır? Türkiye Büyük Millet Meclisi Kurtuluş savaşı verilerek kurulmuştur. Bu meclisi itibarsızlaştırmak, hiç kimsenin harcı olamaz. Bu yüce milleti Allah bir daha Kurtuluş Savaşına mecbur etmesin.
·         Milletvekillerimiz yasa çıkarma görevlerini çok titiz bir çalışma ile yürütürler veya yürütmeleri gerekir. Ancak ne hikmetse kişilere ve bazı işlere göre kanunların düzenlendiği söylentileri çıkmıştır. Bu duruma inanmak istemeyiz. Bir de, ancak çok zorunlu durumlarda başvurulabilecek “torba kanun” meselesi alışkanlık haline geldi. Bunu da anlamış değilim. TBMM Başkanı bile bu durumdan yakınmaktayken ne hikmetse olumsuz alışkanlık sürmektedir. Bazı kesimler “çuval kanun” diye eleştirilerini yükseltmektedirler. Bu durumun düzeltileceğini umuyorum.
·         Kimler polemik yaparlar? Elbette, düşüncelerini ifade edemeyenler. Kimler çamur atar? Elbette çamura bulaşanlar. Mitinglerdeki konuşmaları hatırlatmaya çalışıyorum. Kin ve nefret dilini kullanmak onurlu insanlara yakışmaz. Millet vekilllerine hiç yakışmaz.
·         Milletin kafasını karıştıracak, milleti güdüleyecek gündemler yaratmak basit gibi görünebilir;ama çok önemlidir. Allah’ın lütfettiği cüzi iradeyi şu veya bu şekilde kullandırmamak nasıl bir şeydir? Bunu izah edecek kelime bulamıyorum.

          İnsan yazdıkça, açılıyor; daha bir çok olumsuz durumlar aklıma geliyor; ama dedim ya haddimi aşmak istemiyorum.
          Onurlu ve kutsal görevlerinin bilincinde olan milletvekillerimizin, dahili ve harici düşmanlarımızı ve şahsi menfaatlerini düşünenleri sevindirmeden yüce ulusumuzun yararına çalışacaklarına güveniyorum. 
         Aslında bütün bunları yazmama hiç gerek yoktu. “Milletvekillerimizin yeminlerine sadık kalacaklarına güveniyoruz.”demek yeterliydi.


          Yazımıza başlarken millet vekilliğinin olduğu kadar seçmenin de görevinin onurlu ve kutsal olduğunu yazmıştık; ama millet vekilliği üzerinde yoğunlaştık. Seçmen için de bir iki laf edelim:

          Seçmen seçim hakkını kullanırken iyiliğe veya, bilmeyerek de olsa kötülüğe sebep olabilir:

          “İyiliğe sebep olan o iyiliği yapmış gibi sevap kazanır. Kötülüğe sebep olan da o kötülüğü yapmış gibi günah kazanır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Kötülüğe delalet eden (yol gösteren) onu yapan gibidir.) [Deylemi]

        İbni Mesud hazretleri, "Bir günah işlendiğini duyduğu vakit, o günahın işlendiğine sevinirse, aynı günahı işlemiş gibi olur" buyurdu. Hadis-i şerifte de (Doğuda bir adam öldürülür de, batıda olan buna razı olursa, onu öldürme günahına ortak olur) buyuruldu. (İ. Gazali] (http://www.mehmetalidemirbas.com/detay.asp?Aid=4271)

          Başka türlüsünü beceremediğim için hadisten örnek verdim. Yoksa çoklarının yaptığı gibi dini alet ediyor değilim.
          Aslında “Söylenecekler söylenmiştir.” demem yeterliydi. Öyle ya her gün her gün medyada, kahvede, pazarda, çarşıda söylene gelenleri sıraladık. “Sıraladık da ne oldu?”demeyin; dedik ya öğretmenlikten kalan bir alışkanlıkla yazıyorum. Olumsuzlukları bizzat düzeltemiyorum, yazayım bari, yazamadıklarım için de “buğz” ederiz.
        Atatürk ve arkadaşları önderliğinde kanları ve canları pahasına Kurtuluş Savaşı vererek TBMM’ni kuran yüce Türk milleti,  TBMM’ni ve  parlamenter demokrasiyi giderek güçlendirecektir.

          TBMM Kalbimizdir, Millet vekillerimiz de kalbimizdedir...

          Sabahattin Gencal, Başiskele-Kocaeli


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder