8 Ocak 2015 Perşembe

Sorunlara ÇözümYöntemleri Geliştirilmeli

          

          Ben rahatsızım, eşim rahatsızdır, akrabalarım ve çevrem de rahatsız. Daha kötüsü toplumumuz da, hatta insanlık da rahatsız.
          Acilen rahatsızlık nedenlerini teşhis edip tedaviye başlanmalıdır.
          ...
          Ben doktora gidiyorum. Doktor sırasıyla;
          Şikâyetlerimi dinliyor,
          Muayene ediyor,
          Hastalığımın hikâyesini dinliyor,
          Önceki tahlillerime ve yapılanlara bakıyor,
          Halen kullanmakta olduğum ilâçları soruyor,
          Röntgen, MR çektirmemi istiyor ayrıca;
          Genel kan ve idrar tahlili yaptırmamı istiyor...
          Tahlil ve araştırma sonuçlarıyla doktorun yanına gidiyorum. Doktor eski sonuçlarla bir karşılaştırma yaparak;
          Reçete yazıyor, ayrıca;
          Beslenme,
         Egsersiz yapma, yürüyüş yapma ve
          Alışkanlıklarımızın düzenlenmesi ... vb. konularda tavsiyelerde bulunuyor.
         ...
          Doktorun tavsiyelerine göre hareket etmezsek ve ilâçları doktorun tavsiye ettiği gibi kullanmazsak iyileşemeyiz tabii.
         Toplumumuzun da muayeneye ihtiyacı olduğu kuşkusuzdur.
         Muayene için, elbette alanında uzman hekimlere gitmek gerek.

         Uzmanlarımız öncelikle;
         Durum tespiti yapmalı,
         Yakından başlamak üzere geriye doğru rahatsızlıklarımızın safhaları incelenmeli,
         İyileşmek adına ne yapıp, ne yapmadığımız tespit edilmeli,
         Güncel sorunlarımız masaya yatırılmalı,
         Sorunların çözümü konusunda başta uzmanlar olmak üzere tüm ilgililerin, yetkililerin görüşleri alınmalı.
          Verilerden hareketle ortaya çıkan bulgular ortaya konmalı,
          Bu çalışmalar akıl süzgecinden geçirilerek çözüm üretilmeli.
          Çözümler, raflarda kalmamalı ve hemen uygulanmalı.
           ...
          Raflarda tozlanan birçok planın da olduğunu hatırlatarak , işin savsaklanacak tarafı olmadığını, kaos olmadan, çöküntü olmadan duruma el koymak gerektiğini vurgulamalıyız.
          ...
          Biz kim oluyoruz da böylesine öğütler veriyoruz. Öğüt veren değil, dileğimizi arz eden sade bir bireyim.
          “Kelin ilâcı olsa, kendi başına sürer.”ata sözünü hatırlatmayın. Doğrudur, kendime bir yararım yok ki ailemize, akrabalarımıza, çevremize, toplumumuza ve insanlığa bir yararımız olsun.
          Yararlı olamıyorum diyerek susayım mı?
          Ben susayım, Sen sus, O da sussun. Peki, kim konuşsun?
          Biz sorunlarımızın çözümü için akıl yürütemeyeceksek, peki kim akıl yürütecek?
          Kendini yönetemeyenleri başkaları yönetir.
          Kendine yardımı olmayanlara hiç kimse yardım edemez.
          ...
        Yazmadan edemiyorum. Yazdıklarımın çok fazla okunmadığını, ikale alınmadığını bile bile yazıyorum. Aslında böyle bloglarda yazmak yerine düşüncelerimi doğrudan TBMM üyelerine bildirmem gerektiğini de bilmiyor değilim.
          TBMM üyeleri parti grup üyeleri gibi değil millet vekili gibi gece gündüz çalışmalıdırlar. Milletin vekilliği çok onurlu bir görevdir. Vekillerin her zaman görev ve sorumluluklarının bilincinde olacaklarını, kişisel kaygıları bir yana bırakarak çalışacaklarını umuyoruz.
          “Herkesin de memleket meselelerinde bir katkısı olmalıdır.” düşüncesinden hareketle kendime göre bir çözüm üretme yöntemi geliştirmiştim. Gencal Masası veya HEEY Masası olarak adlandırdığım yöntemle ilgili olarak 5-6 sene önce yazdığım yazıyı tekrar tekrar gündeme getirmek istiyorum.
          “Tekerlek kırıldıktan sonra yol gösteren çok olur.” Ben tekerlek kırılmadan, araba devrilmeden feryat ediyorum:
          Başta TBMM üyeleri olmak üzere, tüm partiler, tüm devlet görevlileri, sivil toplum kuruluşları, üniversite görevlileri, öğretmenler, gazeteciler... kısaca herkes üzerine düşen görevi yapmaktan geri kalmamalı. Vakit henüz geçmemiştir; ama geçmek üzeredir.
          Bizim görevimiz sadece çağrı yapmak değil kuşkusuz. Çözüm üretmeye çalışmak da görevlerimiz arasındadır.
          Görevlerini en mükemmel biçimde yapabilenlere ne mutlu.

          Sabahattin Gencal, Başiskele-Kocaeli



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder