25 Ocak 2015 Pazar

İyimserlik

         


          İyimserlikle ilgili bir yazıyı okumak kolaydır. İyimserlikle ilgili bir yazı yazmak, eh işte, zor sayılmaz. İyimser olmak, hele bu çürümüş ortamda imkânsız demeyeyim ; ama çok zordur. Ben zoru başarmak  için iyimser olmayı öğreneceğim.
          “İyimser olmak öğrenilir mi?” demeyiniz. Bal gibi öğrenilirmiş:
        
        “Öğrenilmiş çaresizlik” teorisiyle meşhur olan Martin Seligman aynı zamanda “öğrenilmiş iyimserlik” kuramının da yaratıcısıdır. Seligman öğrenilmiş çaresizliğin pençesine düşmüş insanların başarısızlığı kalıcı gördüklerini, ne yaparlarsa yapsınlar sonucu değiştiremeyeceklerine inandıklarını ve bu durumun da onların dirençlerini kırdığını söyler.
Bunun tersine “Öğrenilmiş iyimserlik”  ise bir işi başarmanın mutlaka bir yolunun olduğuna inanmak, yaşanan başarısızlığı geçici bir durum olarak görmek ve sorunlara çözüm geliştirmek için hamle üzerine hamle yapmak üzerine kurulu bir zihin durumudur.
Dayanıklılığın büyüklükle, güçle, kuvvetle ilgisi yoktur. 
          Dayanıklı olmak demek, hayatta kötü günlerin de olduğunu kabul etmek, başımıza kötü şeyler geldiğinde isyan edip kendimizi kurban gibi algılamak yerine mücadele etmektir. Hayatın her koşulda mücadeleye ve yaşamaya değer olduğuna inanmaktır.” (1)
          
         İyimserliği öğreneceğim öğrenmesine; ama kimden ve nasıl öğreneceğim? Çevremizde iyimser olan bir Allah’ın kulu yok. Onun için, ister istemez teorik bilgilere müracaat edeceğim. Edindiğim ve edineceğim bazı bilgileri de aktarmaya çalışacağım. Bütün bilgileri paylaşırsam, korkarım ki bazıları ilacın dozunu kaçırır. Tabii, iyimserliğin de bir dozu var. Aşırı iyimserlik insanı ne yaparmış biliyor musunuz?
          “İyimserlik aptalların afyonudur.” der Milan Kundera. Bu söz ne derece doğrudur bilemem. Bildiğim, daha doğrusu okuduğuma göre doktorlar da öyle diyormuş:
          “Aşırı iyimser olanlar, gerçeklik algısını kaybettikleri için hayati risklere giriyor ve erken ölüyorlar. Öte yandan karamsar kişiler; sevdikleri birini kaybettiklerinde, iyimserlere göre daha az depresyona giriyor. (2)

          Allah uzun ömürler versin. Allah her şeyin aşırısından korusun. Biz aşırı iyimserliğin iyi sonuç vermeyeceğinden söz ettik. Dozunda iyimserlik uzun ömür geninin parçası olabilirmiş:

         “Yaşlıların çoğunun hayata olumlu baktığı araştırmayla ortaya çıktı. Karamsarlığın birçok hastalığa davetiye çıkardığını belirten bilim insanları, "İyimserlik uzun ömür geninin parçası olabilir" diyor
          Boston Üniversitesi Tıp Merkezi Eğitim müdürü Dr. Thomas Perls de, "Karamsarlık kardiyovasküler hastalık riski taşır. Yaşlılar için dışa dönük kişilik yapısı ve sosyalleşmek ilaç gibi etkilidir" diye konuştu.” (3)

         Öğrencilerimize sık sık “Yüzme tarif ile ve teorik bilgilerle öğrenilmez, yüzme öğrenmek için suya girmek gerekir.”derdik. İyimserlik de teorik bilgilerle öğrenilemez belki; ama en azından bir fikir sahibi olabiliriz. Önce Kur’an-ı Kerim’in buyruğundan başlayarak  bilim adamlarının bu konudaki çalışmalarından ve özdeyişlerden örnekler verelim:

         “Allah-u Teâlâ Kur’an’ı Kerim’de şöyle buyurur: “Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü kâfirler topluluğundan başkası Allah’ın rahmetinden ümidini kesmez.”( Yûsuf, 87.)
Kur’an’ın kötümserlik konusundaki görüşü nedir?
        Kur’an bu meseleye işaret etmiş ve kötümserliği günahlardan saymıştır. Kur’an’da şöyle buyrulur:
         “Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır.” (Hucurât, 12.)

          Biz ayetleri tefsir edecek bilgiye sahip değiliz. Aklıma şu ifade takıldı: “...Zannın bir kısmı günahtır.” Peki günah olmayan zan var mı?

          “Halkın çoğunun, günah ehli olduğu bir çevrede yaşıyorsak ve o toplumda adalet yerini, adaletsizliğe bırakmışsa ve herkes yalnızca kendi dünyasını düşünüyorsa, açıktır ki böyle bir toplumda itimatsızlık ve kötümserlik asıl olacaktır. Bu sebeptendir ki İmam Hadi (a.s) şöyle buyurur:          “Ne zaman adaletsizlik, adalete galip olursa, bir şahsın iyiliği sana malum oluncaya kadar ona karşı iyimser olmayınız”. (4)

          Bir şeyler ima ettiğimi düşünmeyiniz. Bir şey ima etmekten de korkuyorum. Korkularımızı yenmek de ayrı bir konu. Biz iyimserlik konusuna devam edelim:

          “Beyin, alt beyin, üst beyin, sinir sistemi diye üç kısımdan oluşur. İnsan beyninin diğer canlılardan farkı, üst beynin gelişmiş olmasından kaynaklanmaktadır.
Alt beyin daha çok otomatik fonksiyonları denetler. Kalbimizin atması, kan basıncı, hormonlar alt beyin tarafından idare edilir.
          Üst beyin ise, daha çok entellektüel işlevlidir. Bilgiler burada kaydolunur, değerlendirme burada yapılır, davranışlar buradan idare edilir.
Peki, üst beyin alt beyni kontrol edebilir mi? Yapılan araştırmalar, bunun mümkün olduğunu göstermiştir. Biz, mutlu olmayı düşününce mutlu oluyor, hastalığı kafamıza takınca da hasta oluyoruz. Yani, düşünce tarzımız; hem yaşantımızı, hem de bedenimizi etkilemektedir.
O zaman şu ortaya çıkar: Beynimizin bizim için en önemli tekniği, olumlu düşünmenin ileri şekillerini uygulamasıdır.
          Olumsuz zihni kurgu, yani olumsuz düşünce ise beynimizi kendimize karşı olumsuz çalışmaya programlayacaktır.” (5)

          Diğer canlılardan farklı olabilmemiz için üst beynimizi geliştirmemiz gerekirmiş: Onun için beynimizi beslemeye devam edelim:

         “Prof. Dr. Nevzat Tarhan, iyimserlik ve ümit duygusunun beyinde canlılık meydana getirdiğini aktarıyor. 'Önemli hastalıklarda pozitif duygular gelişirse beyin morfin benzeri doğal maddeler salgılar ve bu maddeler bağışıklık sistemini güçlendirdiği için hastalık daha kolay yenilir' diyen Tarhan, olumlu bakış açısının beden sağlığına da faydasının olduğunu dikkat çekiyor.
           Anti-aging yani yaşlanmayı geciktirme çalışmalarında, kişinin yaşam felsefesi önemli olduğunu ve iyimser insanların daha geç yaşlandığı, zihin ve beden sağlıklarının diğerlerinden daha iyi olduğunun bilindiğini söylüyor. (6)

         İyimserlik konusunda böyle bir çok alıntı yapmamı yanlış anlamayın. Size Polyannacılık tavsiye etmiyorum. Gerçi bazen Polyannacılık oynuyoruz, ama oyunu kurallarına göre oynamalıyız:

          “Polyanna’nın hikâyesini çoğu kişi bilir sanırım. En kötü zamanlarında bile babasının kendisine öğrettiği mutluluk oyununu oynayan küçük bir kızın hikâyesidir.
         Polyannacılık, kaybedilen herhangi bir şey için üzülmek yerine elindekilerle yetinme ve mutlu olma davranışıdır. Kötü olayların iyi taraflarını görmeye çalışır.
          W. Arthur Ward der ki: “Gerçek iyimser problemlerin farkındadır ama çözümleri de bilir, zorlukları görür ama üstesinden gelineceğine de inanır, olumsuzlukları yakalar ama olumlulukları da vurgular, en kötüye açıktır ama en iyiyi de bekler, şikâyet etmek için nedeni vardır ama gülümsemeyi seçer.”
         Fikrimce Polyannacılık kötü bir davranış biçimi değildir yalnız burada bir savunma mekanizması söz konusudur, kişi her olayın iyi tarafını görmeye çalışarak üzücü olayları bastırmaya çalışır ve bunun aşırısı kişinin ruh sağlığını etkileyebilir.
         İyimser olan bir insan aynı zamanda Polyannacılık davranışı içerisine de girer olayların iyi tarafını görür ama pembe gözlükle değil gerçekçi gözlerle görür. Yani iyimserliğin içinde Polyannacılık vardır ama sırf polyannacılık oyunu oynamak gerçek bir iyimserlik davranışı değildir.
        Aralarındaki en önemli fark iyimser olan kişi kötü olayların farkındadır ve bu olaylara olan üzüntüsünü gizlemez, üzülür ama durumu inceleyip çözüme kavuşturmaya çalışır, engellerden kaçmak yerine onları aşmaya çalışır. Değiştiremeyecekleri durumları ise Polyanna gibi kabullenir ama olayın verdiği acının üstesinden gelebilme gücünü kendilerinde bulurlar.” (7)

         İnsanımız böyle düşünce yığınından çok pratik eylem bilgileri istiyor. Bunu biliyoruz, ama düşünce olmaksızın girişilen eylemlerin bir yararı olamayacağını da bilmeliyiz:

         “Önce düşünce vardır. Sonra bu düşünce eyleme dönüşür. Dünyanın kuruluşunu ezelden beri böyle bil.
         Meyveler, önce gönül düşüncesinde tohum halindedir. Sonra meyve olarak ortaya çıkar, görünür.
         Sen bir işe girişip bir meyve fidanı dikince, sonunda meyvenin meydana gelmesi yolunda ilk harfi okudun, yani ilk adımı attın."
         Her düşünce, sonuca götüren bir araçtır. Işık gök gürültüsünden, düşünce de eylemden önce gelir. İkbal'in söyleyişiyle, "Bak, tefekkür işe yol gösterir. Şimşek çakar, arkasından gök gürler." (8)

         Şimdi de kafamızda şimşekler oluşturacak bazı vecizeleri sıralayalım:

·         Çiçeğin dikeni var diye üzüleceğimize, dikenin çiçeği var diye sevinelim.(Goethe)
·         İyimser bir insan ayakkabıları çalınınca “ayaklarım var ya” diyebilen insandır. (Sokrates)
·         İyimser kişi, yaranın üstünde artık kabuk, kötümser kişi ise kabuğun altında yine yara görür. (Shakespeare)
·         İyimser, dünyanın en güzel yerinde yaşadığına inanır. Kötümserse, iyimserin sözünün doğruluğundan korkar. (Fletcher Christian)
·         Yarıya kadar dolu olan su testisi söz konusu olduğunda, iyimser, “Yarısı dolu”; kötümser ise “Yarısı boş” der. (Bernard Shaw)
·         Güzel gören güzel düşünür. Güzel düşünen, hayatından lezzet alır. (Bediüzzaman)

          Günümüzde bazıları bin bir yalanla, gelişigüzel ve yanlış tefsirlerle halkımıza iyimserlik afyonu vermektedir. Ne olur bizim yazımızı yanlış yorumlamayın:
         Daima iyimser olalım; ama safça bir iyimserliğin geleceğimizi karartabileceğini de unutmayalım.
         Mantıklı iyimserlik dileğiyle...

          Sabahattin Gencal, Başiskele- Kocaeli
---------------------
4.      Muhammedi Rey Şehri, Muhammed, “Mizan’ul-Hikme”, c. 7, s. 3401.

4 yorum:

  1. umudu olmayan at koşmaz diye bir ata sözü var sayın hocam. iyimser olmadan da mutlu olmak zor başarılar yazılarınıza başarılar dileriz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim.
      hayırlı günler dileğiyle...

      Sil
  2. bende bir öğretmen olarak yazılarınızı büyük keyifle okuyacağım sayın hocam takipteyim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Tekrar ziyaretinize memnun oldum. Öğretmen olmanıza da memnun oldum. Ben de sizin sitenizden yararlanmaya çalışacağım.
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil