17 Aralık 2014 Çarşamba

17 Aralık

          

          Bir bireyi, bir görevliyi, yetkiliyi; millet vekilini, bakanı, başbakanı...vb. kişileri görev suistimaliyle, kayırmacılıkla, rüşvetçilikle, irtikâpçılıkla, zimmet ve ihtilasla,vurgunculukla, dolandırıcılıkla, hırsızlıkla...vb.yolsuzluklarla suçlarsanız  suçlanılan kişinin şikâyeti halinde iddianızı ispat etmek mecburiyetindesiniz. İddianızı ispat edemezseniz müfteri durumuna düşersiniz ki bunun da cezai müyeideleri ağırdır. Bazı suçların şikâyete bağlı olmadığını da hatırlatalım. Yani suçlanan şikayette bulunmasa bile savcılar harekete geçer.
          Bugün  tüm medya organlarında suçlama furyası var.Çarşıda pazarda; duraklarda, kuyruklarda; kahvede, şurda burda... uzatmayalım birkaç kişinin bir araya geldiği her yerde suçlamalar ayyuka çıkmış durumda. Durum böyleyken suçlananlar, istisnalar dışında sikâyetçi olmuyor; savcılar da harekete geçmiyor. Neden acaba? İmamlar da, öğretmenler de öğretim görevlileri, aydınlar, yazarlar ve çizerler de bu konu üzerinde gereği gibi durmuyor veya duramıyorlar. Neden acaba?
          Yukarıda sözünü ettiğimiz durumlar vahim. Daha vahimi bu durumların alışılmış olması. İşte bu, toplumun ahlâken çürümesidir. Hep bu tür suçları duyan, bu suçların olağan olduğu hissine kapılan kuşaklar bozulur ve çürür. Bu çürümeden on yıllarca kurtulamazsınız.
Ahlâkı çürüme eş deyişle  ahlâki erozyon, bilinsin ki toprak erozyonundan da, diğer bütün erozyonlardan da daha tehlikelidir.
          Varlığımızı sürdürebilmemiz için her türlü erozyonun önüne geçmek zorundayız. Tabii, ahlâkı erozyandan da kurtulma çabasındayız. Bunun için çok çeşitli önlemler düşünülebilir.
          Bugünlerde bazı kesimlerce 17-25 Aralık Hırsızlıkla Mücadele Haftası ilân edildi. Bu da önlemlerden biridir belki; ama böyle etkinliklere sıcak bakmadığımı da ekleyeyim. Nedenini sorarsanız, anlatayım:
·         Yolsuzluk genel adı ile ifade tüm melânetlerle yalnız bir hafta boyunca değil her gün, hatta her an mücadele edilmelidir.
·         Sözü edilen melânetlerle yalnız bir grup değil, tüm toplum mücadele etmelidir. Tüm toplum mücadeleye katılmazsa bilinsin ki yozlaşma derinleşir.
·         Sözü edilen ahlâsızlıklarla mücadeleyi yalnız bir grup yaparsa bilim adamlarımız, sanatçılarımız, öğretmenlerimiz, imamlarımız, yazar çizerlerimiz kısaca tüm aydınlarımız bu mücadeleye katılmazlar veye çeşitli nedenlerden ötürü katılamazlar.
·         Dikkat edilirse kişi adı, grup adı, parti adı vermiyorum. Konuya soyut biçimde yaklaşıyorum. Ama böyle haftalar olursa kişilerden, olaylardan söz edilmesi kaçınılmaz olur. O zaman da “Şu da şöyle yaptı, o da öyle yaptı diyerek suçu örtme girişimleri artabilir. Daha kötüsü ‘gerçi biraz şey yaptılar; ama abartmamak gerek.’diyen yetkililer de olabilir.Yani tuz da kokmaya başlayabilir.
          İşte bu sebeplerden ötürü yolsuzluklarla mücadelenin yararlı olabilecek biçimde başka deyişle bilimsel bir biçimde yapılmasından yanayım.
Konunun uzmanı değiliz, onun için geçerli bir çözüm önerisi getiremiyorum. Yalnız şu kadarını söyleyebilirim:
          17 Aralık - Hz. Mevlana'nın Ölüm Yıl Dönümü - Şeb-i Arûs (Düğün Gecesi); Onun için Mevlana’ya ait olduğu söylenen şu sözü özümseyelim ve uygulayalım:
« Gel, gel, ne olursan ol yine gel,
İster kafir, ister mecusi,
İster puta tapan ol yine gel,
Bizim dergahımız, ümitsizlik dergahı değildir,
Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel...
Şu toprağa sevgiden başka bir tohum ekmeyiz,
Şu tertemiz tarlaya sevgiden başka bir tohum ekmeyiz biz...
Beri gel, beri ! Daha da beri ! Niceye şu yol vuruculuk ?
Madem ki sen bensin, ben de senim, niceye şu senlik benlik...
Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız!
      Bizim mezarımız âriflerin gönüllerindedir. »

          Yanlış anlaşılmasın, yolsuzluk yapanlara da “gel” demiyoruz. Ama, “Aklan da gel, cezanı çek de gel.” diyemez miyiz.  
       Niye böyle bir öneride bulunduğuma gelince;
       Toplumumuzun birçoğu hipnozlanmıştır. Bunları kaybetmek doğru değildir. Bunları kurtarmak da görevimizdir.
       Temiz bir toplum için üzerimize düşen görevleri en iyi biçimde yapabilmek umuduyla.
        
        Sabahattin Gencal, Başiskele-Kocaeli


2 yorum:

  1. yazınız ve düşünceleriniz çok anlamlı..elinize sağlık..en son cümlenize katılmakla birlikte sunuda eklemek gerekir.. Temiz bir toplum için üzerimize düşen görevlerden bir tanesi de bağımsız anayasa ve bağımsız bir yargının oluşmasını sağlamaktır..Bunlar olmazsa temiz bir toplum beklemek hayal olur..saygılarımla..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim.
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil