10 Ekim 2014 Cuma

Üzülüyorum

        Üzüntü, sevinç ve neşe karşıtı olan ve olması istenilmeyen duygu halidir.
        Üzüntünün ölçü birimi yoktur. Açık deyişle üzüntü kilogramla ölçülmez; ama hafif ya da ağır üzüntüler vardır. Üzüntü metre ile ölçülmez, ama kısa ya da uzun 
üzüntüler vardır. Aynı şekilde üzüntü zamanla da ölçülmez; ama anlık ya da  uzun süreli üzüntüler vardır.  
       Üzüntü, tedirginlik, keder, karamsarlık...vb. kavramları da içerir. Başka deyişle bu sayılan ve sayılmayan birçok kavramın genel adıdır üzüntü.
        Üzüntünün birçok olumsuz yanları vardır. Açık deyişle üzüntü beden ve ruh sağlığını bozar.
        Ruhen ve bedenen sağlıklı olmak için her şeyden önce üzüntülerimizden kurtulmamız gerekli.  Yaygın deyişle kederden, stresten, depresyonlardan kurtulmak gerekir. Abartılı olarak söyleyelim: “Üzüntüden kurtulma savaşı vermek gerekir.”
        
       Ben savaş halindeyim.  Savaşı kazanmam için önce içinde bulunduğum durumu görmeliyim, anlamalıyım. Görmek ve anlamak için hem doktor olmak gerek, hem de bazı uzmanlıkların olması gerek. Biz doktor da değiliz, uzman da değiliz. Buna rağmen  yazmaya çalışıyoruz:

         Üzülüyorum. Kendim için, eşim için, çocuklarım ve kardeşlerim için; milletim ve insanlık için üzülüyorum.  Ben de ailem de doktora gidiyoruz, doktorların tavsiyeleri doğrultusunda yaşayarak inşallah üzüntülerden kurtulacağız. İnşallah kurtulacağız.
        Milletimiz için de doktorlara, açık deyişle uzmanlara ihtiyaç vardır. Uzmanlar her zaman gereklidir, ama bu son zamanlar çok daha fazla gereklidir. Durum maalesef çok kötü.  Bu kötü gidişe üzülüyorum.  Durumu biraz açarak özetle açıklayalım:
        
        Milli eğitimimizin düştüğü duruma kuşkusuz ki herkes üzülüyordur ; ama ben, evet, Eğitim Enstitüsü mezunu olan ve çeşitli illerde devlet okullarında ve özel okullarda 35 yıl öğretmenlik ve yöneticilik yapan ben daha çok üzülüyorum.
        
        Yargımızın düştüğü duruma herkes üzülüyordur; ama ben, evet, Hukuk Fakültesi mezunu olan ben daha çok üzülüyorum.
        
       Kamu yönetiminin keyfiliğine herkes üzülüyordur; ama ben, evet,  TODAİE’de lisansüstü kamu yönetimi programını bitirerek kamu yönetimi uzmanı olan ben daha çok üzülüyorum.


        Bir milletin eğitimi, yargısı, yönetimi bozulursa ekonomisi de, ahlâkı da bozulmaz mı, daha doğrusu bozulmayan bir şeyi kalır mı? Bu duruma üzülmemek mümkün mü, elbette herkes üzülür; ama ben, evet “yurdunu, milletini özünden çok seven” bir kuşaktan olan ben  daha  çok üzülüyorum.
        
        Bütün bu üzüntüler yetmiyormuş gibi bir şeyler yapamamamın üzüntüsünü de çekiyorum.  Aslında beş altı yıl öne sorunları nasıl ele alacağımızı  Gencal  Masası ya da HEEY Masası  başlıklı yazımda belirtmiştim; ama ne yazık ki bu yazımı ilgililere iletememiştim.  Bugün ise durum öylesine karma karışık oldu ki birşey önerecek durumda değilim. Bu karmakarışıklığı, bu kör düğümü çözmeye uğraşmak nafile. İskender'in kılıcıyla kördüğümü kesmek gerekir. Yanı milletin “Dur, yeter artık!”demesi gerekir.  
        
        Milletimiz “Kendine yardım etmeyene hiç kimse yardım edemez.” gerçeğini kavramalı ki üzüntüden kurtulabilsin. Milletçe üzüntüden kurtulduğumuz oranda bireysel üzüntülerden de kurtulabileceğiz.
        
        Milletçe sevinçli günler dileğiyle.

        
        Sabahattin Gencal, Başiskele-Kocaeli

 Not:
Sabahattin Gencal'dan yaşlılara öğütler:
(Tıklamayı unutmayın)






4 yorum:

  1. Üzüntüleriniz halkımızın ortak üzüntü noktası. Ne var ki, dediğiniz gibi bu üzüntümüzü tepkisel olarak göster(e)miyoruz. Bundan cesaret alanlarda (meydanı boş bulanlar da) ihanet ve bozgunculuğa devam ediyorlar. Ümitlerimizin gerçekleşmesi dileğiyle selamlar, saygılar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim.
      Görüşünüze katılıyorum. Tepkiler de yasal çerçevede olmalı.
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil
  2. Özellikle son yıllarda üzülmediğimiz bir gün bile yok. Her gün karmaşaya uyanıyoruz ne yazık ki. Blogumda keyifli şeylerden bahsetmeye çalışıyorum genellikle ama inanın içim rahat değil aslında. En çok da çocuklarımıza, gençlerimize üzülüyorum. Nasıl bir geleceğe gidiyoruz belirsiz.
    Eşinize ve size şifalar diliyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Ziyaretiniz ve geçmiş olsun dilekleriniz için teşekkür ederim.
      Milletçe huzurlu günler, mutlu yarınlar dileğiyle.

      Sil