13 Ekim 2014 Pazartesi

Mobbing

        Değerli dostum, arkadaşım; öğretmen, şair ve yazar Kâzim Memiç Facebook’ta yazdığı bir yorumda şöyle diyor:
       “Değerli dost, giderayak söyleyecek çok sözümüz var torunlarımız için. “Susmak haksızlıkları kabullenmektir.”  Bunu en iyi bilenlerdensin. [i]
        Doğru söze ne denir? Ben de haksızlıklar karşısında susanları hep kınadım. Özellikle üniversite görevlilerini kınadım. Kâzim Bey'in, yukarıda sözünü ettiğim yorumda yazdıklarını özellikle üniversite görevlilerinin duyması için yazayım:
        “Birikimini saklaman bu ülkeye kıymak olur. Günümüz görünümlerinde herkese uyarıcı olmak, uygulamaların yanlışlığını belirtmek gönül borcu değil, insan olmanın borcudur.”
        
        Böylesine bir giriş yapmamın  “susturulmuş akademik camiyayı” harekete geçiremeyeceğini biliyorum. Biliyorum, çünkü birçok kişi de akademislere çağrı yapmıştır; ama değişen bir şey olmamıştır. Bu son derece üzücüdür. Önce bu durumun nedenlerini tespit etmekte yarar vardır.  Bu tespiti yapabilecek durumda değiliz. Onun için YÖK başkanının bir demecinden alıntı yapmakla yetinelim:

        “Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya, akademisyenlerin doğru bildiklerini kamuoyuyla paylaşmaları gerektiğini savunarak, “Susturulmuş bir akademik camia var.” dedi.
        Al Jazeera Türk'e açıklamalarda bulunan YÖK Başkanı Çetinsaya, Türkiye'de akademik özgürlüklerin neden tam olarak kurulamadığı sorusu üzerine bunların yasalarla değil ancak ortak irade ile çözülebilecek sorunlar olduğunu dile getirdi. 12 Eylül, 28 Şubat ve çeşitli dönemlerde üniversitelerin akademik tasfiye ve yıldırma ile karşılaştığını belirten Çetinsaya, “21. yüzyıl Türkiye'sinde akademisyenlerin de doğru bildiklerini kamuoyuyla paylaşmaları gerekiyor. Çözüm ve Gezi sürecinde ‘akademik özgürlük nedir, ne değildir' bunu çok vurguladım.” ifadelerini kullandı. Çetinsaya eleştirilerini kaleme aldığı ya da fikrini sözlü açıkladığı için soruşturmaya uğrayan hocalar hakkında da şöyle konuştu: 
        “YÖK olarak itiraz makamıyız. Genellikle cezalardan sonra üst itiraz makamı olarak bize geliyor. Oradaki örneklerden de gördüğüm, maalesef işin yarısı yasa ise yarısı da zihniyet. Disiplin yönetmelikleri mobbing unsuru olarak kullanılıyor.[ii]

        Çetinsaya’nın sözleri yeterince açık; onun için bu konuda fazla söze gerek görmüyorum. Yalnız şunu itiraf edeyim:  mobbing’in ne olduğunu, çok yaygın olmasına rağmen bilmiyordum. Wikipedia’ya bakarak bu kavramı da öğrenmiş oldum. Benim gibi bilmeyenler için aşağıdaki alıntıyı yazıyorum:

        “Mobbing, bir veya bir grup insanın, bir kimseye veya başka bir gruba sosyal kabadayılık yapması.
        Latince kökenli sözcük; psikolojik şiddet, baskı, kuşatma, taciz, rahatsız etme veya sıkıntı vermek anlamlarına gelir. En iyi ifade eden anlamıyla yıldırma veya iş yerinde psikolojik terör anlamlarıdır. Özellikle hiyerarşik yapılanmış gruplarda ve kontrolün zayıf olduğu örgütlerde, gücü elinde bulunduran kişinin ya da grubun, diğerlerine psikolojik yollardan, uzun süreli sistematik baskı uygulamasıdır. Son dönemde sosyoloji ve hukuk başta olmak üzere çeşitli alanlarda disiplinler arası çalışılan bir konu haline gelmiştir.”[iii]

        Yalnız akademisyenler değil  yazarlar, şairler,  öğretmenler, sanatçılar kısaca tüm aydınlar en azından psikolojik baskı altındadır.
        "Fiili baskı, psikolojik baskı kalksın da ondan sonra konuşuruz, yazarız." diyenler daha çok beklerler.

        Her şeye rağmen, aydınlatmak için konuşmak ve yazmak  asgari borcumuzdur.

        Sabahattin Gencal, Başiskele-Kocaeli

4 yorum:

  1. Mobbing :)) Elinize sağlık,iyibir bilgilendirme olmuş..Sadece YÖK,te değil HSYK gibi kurumlardada bu tür mobbingler var.Bu mobbinglerin altında yatan neden ise güce sahip olmak. Bu güce ulaşabilmek içinde yargının bağımlı olması gerekiyor.Ki işte Türkiyede yargı bağımsız olmadığı için,gücü elinde bulunduranlar yada o güce sahip olmak isteyenler,yargıyı bağımlı olmasından faydalanarak işte böyle hukuka uygun !! mobbingler ile karşı tarafı tehti edebiliyor ve onu yok edebiliyor..İşte tüm bunlartürk yargısının bağımsız olmamasından kaynaklanıyor..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim.
      Yorumunuzdaki görüşlerinize katılıyorum. Ayrıca gençlerin olup bitenlere vakıf olmalarından da memnun oluyorum.
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil
  2. Merhabalar.

    Hz. Yusuf Firavun'a "Allah'ın dışında kimseye eğilemem, bedeli hayatım bile olsa!.." demişti. Bedeli hayatımız bile olsa, haksızlıkların karşısında susmamak gerekiyor. Ama bizler ne yapıyoruz? Tam aksini...

    Cenab-ı Hakk, bizleri İslamı gereği gibi yaşayıp, yaşatan kullarından eylesin.
    Selam ve dualarımla birlikte en Güzel'e emanet olun sayın hocam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim.
      Görüşlerinize katılıyorum.
      Teşvik edici, güzel yorumlarınıza alışmıştık. Uzun zaman yazmayınca doğrusu merak ettim. Yorumunuz gelince memnun oldum. İnşallah blog çalışmalarına da başlarsınız.
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil