23 Ekim 2014 Perşembe

Çağdaş Planlama

        Kendime şaşıyorum. Bunca yıldır planlı çalışan ben,  nasıl olur da plan program yapmadan yazı yazmaya çalışıyorum. Acaba  yetkililerimizin plan yapmaktan  bihaber olması, ya da planın işlerine gelmemesi  gibi tutumları topluma da, bana da  sirayet mi etti? Olur ya, nasıl  mikrobik hastalıklar yaygınlaşırsa bu plansızlıklar da yaygınlaşıyordur.
        Hastalıklara karşı bağışıklık sistemim pek gelişmiş sayılmaz; ama plansızlık hastalığına karşı bağışıklığım güçlü olmalıydı; çünkü bu konuda hocalarımın çok emeği var üstümüzde:

        Erzurum Yavuz Selim İlköğretmen Okulunda değerli hocalarımız  yıllık plan, aylık plan, ünite planı ve günlük plan yapmayı öğrettiler bizlere. Stajda da plan yapma konusunda  başarılı olduk.
        İlköğretmen okulunu bitirdikten sonra gittiğim Bursa Eğitim Enstitüsündeki değerli hocalarımız da derslere hep planlı girerlerdi. Bu okuldaki hocalarımızdan Prof. Dr. Ferruh Sanır’dan ayrıca söz etmeliyim:
         O zamanlar (1963’te) 38 yıllık meslek hayatında plan yapmadan derse girmediğinden söz etmişti. Hocamız her bakımdan bizlere örnek oldu, derin izler bıraktı üzerimizde.  Plan yapma konusunda onu örnek aldım. 35 yıllık meslek hayatım boyunca  (15 aylık yedek subaylık ve bir yıl da TODAİE’de Kamu Yönetimi Uzmanlık programına  maaşlı izinli olarak katıldığım süreler hariç)  plansız  olarak derse girmedim. Öyle ki müfettişlerin meslekte 25 yılı dolduranların  planlarına bakmadığı zamanlarda daha dikkatli olarak plan yapmaya gayret ettim. Ama gel gör ki emekli olduktan sonra plan yapamaz oldum.
        Yukarıda  sözünü ettiğim yıllarda devlet erkânı da planlama için, plan yapma alışkanlığı yaratmak için çabalıyordu:
        1963’te Rahmetli Prof. Dr. Turhan Feyzioğlu’nu ve rahmetli Bülent Ecevit’i Bursa’da partilerinin il kongresinde dinledim. Herkese hayranlık uyandırdılar. Feyzioğlu plan konusu üzerinde çok durdu.  Aynı yıl rahmetli, o zamanın başbakanı İsmet İnönü, yanında Genel Kurmay Başkanı rahmetli OrgeneralCevdet Sunayla okulumuza yani Bursa Eğitim Enstitüsüne gelerek bizlere bir konuşma  yaptılar. Konuşmalarında ağırlıklı olarak plan üzerinde durdular. 

        O zamanlar “pilav değil plan” sloganı vardı. Bugünkü durumu sloganlaştırırsak “plan değil rant” diyebilir miyiz? Üzülüyor insan göz göre göre rant hesapları dönüyor.

        Kendi kendime diyorum ki hiç olmazsa bugün ne yazacağımı, bir hafta sonra, on beş gün  sonra ne yazacağımı tespit edivereyim. Hangi konulara ağırlık vereceğimi belirteyim. Ama olmuyor işte.  
          Bazılarınız güncel konuların belirsizliği, önemi  önceden tespiti zorlaştırdığını düşünebilir; ama bu mazeret değil. Çünkü ben gündeme takılmıyorum; bazı siyasetçilerin en olmayacak durumlarda bile gündem yaratma konusunda mahir olduklarını gördüğümden onların gündemini de hiç bir şeylerini de tasvip etmiyorum. Şimdilerde gündem yaratmaya “algı operasyonu” diyorlar.  Bu operasyonlar silâhlı operasyonlardan da daha tehlikeli ve üzücüdür.
        Aklını kullanamayanlar, karşılaştırmalı düşünemeyenler algı operasyonlarına daima maruz kalabilirler. Bu da hiç bir zaman milletimize hayır getirmez.
        Plandan başladık söze, kısa vadeli de olsa artık plan yapamadığımızdan söz ettik. Bırakın kısa vade planlamayı bu yazımızı da planlı yazamaz olduk. Aklımıza geldiği gibi yazıverdik:
        Plan dedik. Eskiden plan üzerinde kafa yorulduğunu belirttik. Bugün rant hesapları yapıldığına değindik. Daha ne diyebilirdik ki...

       Yalnız plan yapmak yetmez, başkalarının planlarının ne üzerinde olduğunu da görmek gerekir.
        Diyeceksiniz ki: Türkiye ateş çemberindeyken böyle yazı yazılır mı? Yazılmaz mı? Başkalarının planlarını da görmemiz gerekir demiyor muyuz? Başta ABD olmak üzere emperyalistlerin  bir asırdır planladığı Orta doğu planını göremezsek, onların işbirlikçilerine aldanırsak olacağı buydu. 
        İşin aslını astarını bilmeden gazete haberlerinden hareketle de bir şeyler yazmak istemem; yalnız şu kadarını söyleyeyim: 
        Yazık oluyor gençlerimize, yazık oluyor insanımıza, yazık oluyor milletimize devletimize.  
        Tabii, vakit geçmiş sayılmaz aklımızı kullanarak günlük, ünite, aylık, yıllık; orta vadeli, uzun vadeli planlar yaparak daha huzurlu, mutlu, çağdaş bir Türkiye yaratabiliriz. Dikkat edin bazılarının slogan haline getirdiği, Cumhuriyetin değerlerini ve Atatürkçü düşünce sistemini yok etmeye yönelik gözüken “Yeni Türkiye Planından” söz etmiyorum.  Eğer gerçekten böylesine bir plan varsa bu ancak  hainlerin planı olabilir.

        Çağdaşlaşmak, barışa, mutluluğa kavuşmak umuduyla.

        Sabahattin Gencal, Başiskele-Kocaeli

Not:
Sabahattin Gencal'dan yaşlılara öğütler:
(Tıklamayı unutmayın)








2 yorum:

  1. Hayatın her alanında, sadece plan yapmak ve başkalarının planlarını görüp ona göre tedbir almak değil, yaptığımız planı gerçekleştirmek de lazım. Ancak, bunun için planın makul, gerçekçi ve uygulanabilir olması gerekli.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim.
      Görüşlerinize katılıyorum.
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil